Tuesday, 25 January 2011

Farkında olmalıyız..

Elimizdekilerin değerini bilmiyoruz, hiç birimiz bilmiyoruz aslında. Elimizdekileri bir köşeye koyup daha fazlasını istiyoruz. Ben bu giysiyi giymem, bunu yemem diyoruz. Biliyorum çünkü bende diyorum. Ama bazı insanlar var, itiraz etme hakları; yemek seçme lüksleri yok. Seçenekleri yok. Bugün ailesini doyurmak için gelen insanlara aşevinde yemek koyarken anladım bunu. O insanların gözlerinde vardı, çocuğunu bir öğün bile olsa doyurma isteği, bir gece bile olsa tok uyuyabilme isteği. Kepçemle her koyduğum yemekte bu vardı. O insanlar böyleyken biz elimizdekilerin değerini bilmiyoruz. Daha çok istiyoruz. Herşeyi istiyoruz. Oysa tek yapmamız gereken elimizdekilerin değerinin farkında olmak, onlarla yetinmek. Aynı zamanda hiç birşeye sahip olamayanların olduğunu da hatırlamalı, farkında olmalıyız. Elimizdekilere sahip çıkıp, sadece gülümsemeliyiz..

Just in case: I'm odd.

Pride




Posted by Picasa

Monday, 24 January 2011

Benim bir kedim var.


Güzel chinchila marka kedim var... Kendisi sadece bir kedi değildir hani. Konuşur, kıyafet giyer, facebook'u vardır. Ödül maması var, evin hangi köşesinde olursa olsun mamanın olduğu dolabı açtığımız anda koşrak gelir. Hele bir de mamanın kutusunu sallarsanız ohoo (Re)Gina anında mutfakta. Bir de buz takıntısı vardır bizimkinin, buzluğu açınca koşarak gelip buz ister, verince iki pati atar bırakır. Gina'yı evin içinde kaybettiğimizde öyle buluruz zaten, ya mama kutusunu sallarız ya da buzluğu açarız. Mama yiyişine de bayılırız, o yüzden her dakika veriyoruz mama. Galiba o yüzden biraz şişmanladı... 3,5 kiloydu eskiden ama 4 olduysa rejim yapıcakmış... Tasmasının markası da kendi deyişiyle "Golce & Dabbana" ymış. Güya hepimizden akıllıymış... Kendisini masaya çıkartmıyomuşuz, tezgahtan indiriyomuşuz, ona haksızlık yapıyomuşuz... Hayır, ben hayal alemimde yaşamıyorum.. Bunları gerçekten Gina söylüyor. İnanmıyosanız konuşun kedimle.

Sunday, 23 January 2011

Uçak yolculukları...

Uçak yolculuklarında en sevmediğim şeylerden biri uçak durmadan ayağa kalkıp sanki tabakhaneye bok yetiştirecekmiş gibi hareketlenen insanlar. Anlamıyorlar, çünkü uçak kapıları onlar hazır diye onlara önceden açılmıyor. Önümde oturan insanlara genelde zaten kıl olurum, çünkü hepsi uçak daha kalkmadan ya da tam yemek yerken geri yatırırlar. Arkadan gelen tekmeleri hatırlatmiyim bile. Hostesterle yapılan diyaloglar ve tartışmalara ise çok gülerim. Roma-Venedik uçağında Damla'yla Rammstein dinlerkenki yöntemimiz çok iyiydi zaten; adam gelirken kulaklıkları çıkarıyor, gelirken takıyorduk. En nefret ettiğim diyalog budur:
-Hanfendiii cep telefonunuzu kapatırmısınız?
-Airplane mode da.
-Ama uçağımızda...
-Hep böyle yapıyorum.
Yani kısaca Türk milleti olarak çoğu insan; kemer ikaz ışığı sönmeden kemerini açıp üstteki şeyleri açıp önlere doğru koşup önündekine tekme atıp daha kalkmadan koltuğunu yatırıyor. İçhat uçuşlarında oluyor genelde, indiğimizde pilotu alkışlayanlara yapabileceğim tek şey kocaman-bir-alkış...

Wednesday, 12 January 2011

Hayat...

Hayat şu anda bize çok çok zor değil, fransızca öğreniyorum, hiç bilmedğim bir dili. Ama anlıyorum yavaş yavaş. Ama birden karşımıza ne çıkacağını bilmiyoruz ve bu basit bir dictée deki yazımını bilmediğimiz bir kelimeden daha ağır oluyor. Tam her şey çok iyi gidiyor derken Madamme ımız gidiyor. Üzülüyoruz. Bir ders öncesine kadar bilmiyoruz. Yada sistem, kobay oluyoruz, bir sınav koyuyorlar bir koymuyorlar. Tamam, benden geçti ama bence bu böyle devam edemez. Birden önümüze bir engel çıkıyor, sbs nin zamanınd çıkmış olduğu gibi... birşey yapamıyoruz.

Wednesday, 5 January 2011

Mr. Darcy?

I thought you were in London, Mr. Darcy?
No. No, i'm not.

Monday, 3 January 2011

Coco Chanel is a legend.



"In order to be irreplaceable, one must always be different."

-Coco Gabrielle Chanel

Sunday, 2 January 2011

Candle

Light a candle
See it glow
Watch it dance
When you feel low

Hoşgeldin 2011.

Bir sürü şey yaşanmış olan 2010 un nihayet bitmesine seviniyorum! Geçen yıl geldiğinde 2. döneme başlıyorduk. Sbsye çalışıyorduk hala ve sonra Sbs, kep, balo. Senenin herşeyi lötü değildi ama çalışma aşamaları çok zordu. Tabi sonra buna değdi. Herkese mutlu ve minnoşlu bir yıl diliyorum. Umarım dilekleriniz gerçek olur :)