Thursday, 7 July 2011

Veee Roma fotoğrafları! Bu arada şu ilk resim Valentino'nun Moda evi hehe.







"Sen yeterki iste" mi ne diye bir program var ya, kadın az önce yarışmacısının kafasına Royal Wedding de taktıkları gibi şapkalar takıp sonra da "Ay kız pirens vilyım ne kaçırdığını görsün ayol ah ah ahah" dedi. Şu anda D&R'da Justin Bieber kitabını gördüğüm günden daha şoktayım. Tanrım.

Ahh, royal wedding şapkasını yidiğim. Posh.
That time will come, one day you'll see when we can all be friends.
Queen-Miracle , Bence herkes bunu izlemeli/dinlemeli.

Wednesday, 6 July 2011

Fransa'ya 4 gün!

Veee
bençokamaçokheyecanlıyım!


Little Miss Sunshine-
Ciddiyim bu film ultrasüpermükemmelşirin di.

Tuesday, 5 July 2011

Ne kadar güzel, değil mi?
Beni belki tanımıyorsunuz. Belki tanımayacaksınız. Her zaman sizin için kenarda bir yerde, "ismini duymuştum" olarak kalıcam. Belki bir yerde hayatlarımız kesişecek. Beni seveceksiniz. Belki de en azılı düşmanınız olarak göreceksiniz. Belki birlikte ağlayacağız, belki birlikte güleceğiz. Belki de hayatlarımız hiç kesişmeyecek. Sizin hep okulda gördüğünüz ama bir yıl bile denk gelip tanışmadığınız kız olarak kalıcam. Ya da sadece sizde hiç bir şey uyandırmayan bir isim olacağım. Kulaklarınıza dokunduğunda hiç bir duygu oluşmayacak. Ne nefret ne de sevgi. Belki de içtiğiniz kahvenin köpüğü kadar önemim olacak. Belki de bütün dünyanız olacağım. Belki sizinle aynı sokakta yürüyeceğiz ama siz beni bilmeyeceksiniz. Belki de yüzümü asla göremeyeceksiniz. Zamanla göreceğiz, o zamana kadar ben bir yabancı olarak kalacağım.
Neden biz bize verilmiş bu güzel gezegende barış içinde ırkçılık ve şiddet olmadan hep birlikte mutlu yaşayamıyoruz?

Bu resim çok sevilesimuhteşemtapılasıolağanüstüçokşirinçokgüzel değil mi?
Biri ödev var mı dedi?

Duyamadım da.

Chewbacca çok hoşuma gitti de. Üstüne tıklanıyo, çekinmeyin tıklayın^^.
Ha gözlüklerim mi? İçi Tiffany mavisi, dışı siyah. Bunun gibi biraz.
Artık o Roma'dan aldığım güzel Andy Warhol posterimi asmak istiyorum. Hemde çok.
Bazen gerçekten unicorn diye bir şey olduğuna inanıyorum.


bu kızı cok seviyorum





öyle
"Merhaba, ben bütün profil resimlerinde dudaklarını büzüp kaşlarını çatan, göbüşünü açan kız. 10 yıl sonra bunlara baktığımda çok utanıcam."





gli irripetibili anni 60' Roma sergisinden çok sevdiklerim


Andy Warhol






Gecen yıldan önceki yıl 37 numara ayakkabı giyiyordum. Gecen yıl 38 oldu. Bu yıl 37ler tekrar olmaya başladı. Eh?!1
Merhaba, ben sizin o hep yolda gordugunuz kizin komsusunun teyzesinin ortaokuldan sinif arkadasinin trende gordugu yasli amcanin is arkadasinin kuzeniyim. Gecen gun kuzenimi is yerinden almak icin karsiya gectim, yeni baslamisti. Yasli bir patronu vardi. Cok capkindi. Ya da en azindan kuzenim oyle diyordu. Bu adam 70 lerinde, her sabah metroyla ofisine gelen bir adamdi. Hatta kendi diyisiyle o sabah bir kadin kendisine hasta olmustu. Kadin guzel mi guzel, genc mi gencti. Kadinla tanismisti, kadin her zamanki gevezeligiyle ona mezunlar gununden bahsetmis; hatta organizasyon listesini bile gostermisti. Kuzenimin patronu durur mu, boyle ilgiyi gorunce kadindan her detayi ogrenmisti. Kadin ona butun yol boyunca arkadaslarini anlatmisti. Hele en kiskandigi kadini anlata anlata bitirememisti. O kadin eskiden oldugu gibi mukemmeldi. Ee kadin ya, patronun ilgisini cekmisti. Kadin her zamanki gibi cok populer ve kusursuzdu. Trendeki kadin susmak bilmiyordu galiba. Anlattigina gore o kadinin bir de guzeller guzeli bir yegeni vardi. Yegeninin guzelliginden bize ne? Asil komsusj ondan cok daha guzeldi. Her gun calistigi televizyon kanalinin ofisine gitmek icin 15. Yolu kullanirdi. Hep kirmizi bir mont giyerdi. Aa sizin gordugunuz kiz da o mu? Ne tesaduf. Yine saçmaladım.
Her yer soguktan buz tutmustu. O, Londra'nin karanlik sokaklarinda botlari ile buzu gicirdatarak yuruyordu. Saga sapti. Bir cift ellerindeki Starbucks kutularindan kahve iciyordu. Birbirlerine baktiklari gibi bakmiyorlardi kahvelere. Kahve sanki onlari anlatiyordu. Hayatlarini. Az sekerli ve kucuk boy. Aromasiz. Sanki onlarin hayati nasilsa kahveleri de bunu yansitiyordu. Sanki karamel aromali buyuk boy bir kahve alsalardi birden bir mucize ile hayatlari muhtesemlesecekti. Ya da oyle olmus gibi olacakti. Cift kahvelerini icmeye devam etti. O da iceri girdi ve Starbucks kasiyerine kocaman bir gulumsemeyle "Ekstra sekerli en buyuk boy karamel aromali bir kahve istiyorum" dedi. Kasiyerin cevabi "Karismak istemem ama fazla sekerli olmasin efendim?" dedi. Adam bir saniye kafasini cevirip cifte bakti, birbirlerine sanki o sogukta onlari isitan tek sey mutlulukmus gibi bakiyorlardi. Adam uzun dusunmesinin kasiyeri endiselendirdigini fark etti. Tekrar eski surat ifadesini takinip "Bana kucuk boy non-fat bir latte." dedi ve sonrasinda kahvesini alip kasiyerin garip ama eglenmis bakislari arasinda orayi terk etti. Gulumseyerek soguk Londra sokaklarinda yurumeye devam etti, eger o kahveyi alsaydi hayattan beklentisi kalmayacakti gibi hissediyordu. Aklina gelen soruya cevap verdi, o hayattan ne istiyordu? O hayattan buyuk boy karamelli bir kahve istiyordu