Wednesday, 28 September 2011

Tamam o zaman ben çok istek aldığım için bu yazıyı blogumda yer almak için yalvaran Arya ve Serra'ya adıyorum. Aslında tam olarak ne yazmam gerektiğini bilmiyorum ama şu anda düşünüyorum lalala. 2x2=4. İçimden geldi. Her neyse şimdi öncelikle Aryadan başliyalım Arya bence sessiz görünümün altında yatan chunky monkeyi bulduğunuzda çok iyi bir arkadaşa dönüşüyor hatta birlikte gemicilik oynuyorsunuz falan ondan sonra cıma eeee, Arya'yla yakın olduğunuzda aryanın komik kişiliğini bulmuş oluyorsunuz ve ayrılmanız mümkün olmuyor. Olamaz. Böyle kırmızı castin popo biber maymunu nereden bulunur? Sonra kendisi aynı zamanda zamanında Sema'ya kanmıştır (detayı later) o yüzden biraz saftır ama aslında çok akıllıdır yani yanlış anlamayın. İnsanlara kızdığında dışa vurmaz ama dışa vurursa sakının kaçın! arya sinirlenirse boş boş sinirlenmez. He ama arada delirip telefonunu sitedeki parkelere fırlatıyor. Şimdi Serra'ya gelelim bence Serra da Arya gibi sessiz görünen kişi ve çok güzel tweetleriyle önce yanlış algılanıyor ama özüne indiğinizda baya komik bir insana dönüşüyor hani. Aslında ne kadar exotic bir kız olduğunu anlıyorsunuz. İçinde bulunan portakal parçacıklarından da bunu güzelce anlayabilirsiniz ama öyle exotic olmayan herkes anlamaz ha ona göre yani. "Picture yourself in a boat on a river, with tangerine trees and marmelade skies." Aslında gözlerindeki o çizgimsi şeyler lens olsa bile "girl with kaleidoscope eyes" olabilir aslında. Tenefüslerde "su içelimmmiiiiii" sorularıma dayanıyor bide bunu asla unutmayın. Aynı zamanda onu portakal suyu buddy olarak nitelendirebiliriz. Ama en önemlisi Serra bir NOT'dur. NOT'un açılımını bilmeniz gerekmez tabi ama NOT: Nerd olma tarikatı'dır. Ben Serra'yı arada o yüzden bbmden taciz ederim. "Ödevin başına hemen!!!" tarzında. "TALK TO THA HAND nerd olmayan ezikler." Serra ayrıca puding kapını kürdanla delmeye çalışmıştır zamanında hani de detaya girmeyelim."I read the news today, oh boy!" Ama en önemlisi de ben Serra'yı da Arya'yı da çok severim! Bu yazı onlardan ilham isteyince çıktı millet, idare edin!

Cheers,

Mina

Tuesday, 27 September 2011

For Damlot Damlot


Bir arkadaşım var benim. Yaklaşık 3 yaşımdayken yuvada tanışmıştım. Bir insan sizin arkadaşlık ilişkilerinizi bu kadar renkli ve komik yapabilir mi? Eğer sizde benim arkadaşıma sahip değilseniz yapamaz. Bir insan onunla geçirdiğiniz bütün tatilleri komik ve eğlenceli yapabilir mi? Peki ya bir insan hem "eeerzincandan gildik" olup hem de "fındık kerestecisi" olabilir mi? Bir insan hem dünyanın en güzel gözlerine sahip olup hem de bu gözlerle fındıkları sadece bakarak parçalayabilir mi? Bir insan hem kabile dansları yapıp hem de ayakla çamaşır yıkayabilir mi? Bir insan hem sırp isimli (bkz.damlotzka) olup hem sırpça bilmeyebilir mi? Bir insan hem seksü şey olup hem de su bükücü olabilir mi? Bir insan avatar filminden hemen sonraki gece hava bükücü olayları dışında su bükcü hareketlerini rüyasında yapabilir mi? Bir insan sebastian bokçu başını tanıyıp atını hazırlatabilir mi? Peki ya bir insan beatles ve queen dinleyip Paul McCartney'i stüdyosuna davet edebilir mi(bkz.sorry dear i'm in the middle of a show right now please call later.)? Bir insan hem fransızca hem çince konuşturan bir kumandaya sahip olabilir mi (bkz. je suis desolée chérieBZZZTT şantiaaooo.)? Peki ya bir insan dünyanın en büyük ve şekerli cookiesini yapabilir mi? Peki ya bir insan hem ailemizin kijotlarından biri olup hem de çok sevdiğimiz bir dongotumuz olabilir mi? Eğer Damla Cinoğlu değilseniz bunları yapamazsınız! Seni çok seven Tümay Residence.
Arkadaşlık ilişkileri ne kadar farklı aslında. Ben arkadaşlığı bir ağaca benzetiyorum. Sizin gözünüzde temeli sağlam gibi görünüyor. Gittikçe dalları uzuyor. Yaprakları çıkıyor. Yemyeşil oluyor. Arada bir sonbahar geliyor. Yapraklar dökülüyor ama geri geliyorlar sonra. Siz gidip ağacınızı suluyorsunuz. Sulayan sadece siz olsanız bile büyüyor ağaç. O ağaç sizi gerektiğinde koruyor. Yardım ediyor. Ama sizi en sarsan şey ise yine en sonunda ağacın temelini ağacın tohumunu atan kişinin baltalayıp yok etmesi oluyor.
Şimdi öncelikle iyi akşamlar sayın izleyiciler.(Dunno if u exist demeden edemedim.) Benim değinmek istediğim çok önemli bir konu var çünkü 5 yıldır hep aynı soruları alıyorum ve artık buna biri bir dur demeli. Konum şu: Senkronize yüzme. Ya da su balesi. Ben 5 yıldır su balesi yapıyorum ve aldığım sorulardan biri "Elleriniz yere değiyo mu???" Cevap veriyorum:Hayır. Değemez zaten. Antremanların 2 metrelik havuzlarda yapıldığını göz önünde bulundurursanız v bizim 2 metre olmadığımızı hatırlarsanız iyi olur. Biz ellerimizle değebilmek için ayrıca neden hem gymnastic hem kondüsyon hem yüzme antremanları yapalım? Gelelim ikinci soru(n)a. "Su balesini futbolla mı karşılaştırıyosun yeaa!?!??" Cevap veriyorum: Az sonra değiniceğim gibi bir spor olan su balesinin yine bir spor olan futbolla karşılaştırılması bence gayet normal. Yine bir soru(n) olan "Su balesi spor değil ki ya o ne be hahaha!!" Cevap veriyorum: Pardon afedersiniz de su balesi spor değilse nedir? Oryantal kursuyla aynı şey falan mı sandınız biz o klor kokulu yere boşuna gitmiyoruz ve kimsenin aklında "ohhh biraz kaytarırım biraz da selülit yakarım süper olur" tarzı bir düşünce yok. Biz oraya spor yapmak ve aynı zamanda eğlenmek için gidiyoruz ve siz spor bile olmadığını söylüyorsunuz. Peki bir sorum var: Bale spor mu? Yüzme spor mu? Gymnastic spor mu? Evet mi? O zaman su balesi bunlardan oluştuğuna göre nedir? SPOR. Bunu anlayın ya da 1-2 antrenmana denemek için gelin. Ama o zaman beyninize su kaçmış olacağı ve cok yorgun olacağınız için cevabınızı söylemeye haliniz olur mu bilmem. Bu yüzden lütfen ya konu hakkında yorum yapmayın, ya da önce biraz araştırın.

Cheers,

Mina

Thursday, 8 September 2011

type your name: mina
type your name with your elbow: minz
type your name with your eyes close: mina
type your name with your nose: jğhq
Slam face into keyboard: t6

Wednesday, 7 September 2011

Natalia Vodianova, sen insansan biz neyiz?
Ben insanlarla küsüp küsmeme konusunda kendime asla güvenmeyeceğime karar verdim. Çünkü her seferinde büyük konuşup "bu sefer barışmayacağım" diyip her seferinde barışıyorum. Ama şu anda önemli olan Ece/Arya ile truce yapmış olmamız. Barıştık yeaaahuuuu!