Sunday, 26 May 2013

Babylon Soundgarden 2013

Babylon Soundgarden'ı aylardır iple çekiyorduk ve sonunda o gün geldi çattı! Serra'nın emri üzerine saat 10.30'da buluştuk ve sabah "Dreamteam moins Elif" olarak kahvaltı ettik. Sonra uzun uğraşlar sonucu Parkorman'a geldik ve Ilgın'la buluştuk. 18 yaş üstü olmasına rağmen bir şekilde içeri girdik ve biz daha standların hepsini gezemeden bir baktık hop Sattas konseri başlamış.  İlk defa dinliyor olmama rağmen Türkçe Reggae yapan bu grubu baya beğendim. Bu şekilde saat 00.00'a kadar bırakmayacağımız en ön sırayı kapmış olduk. Bu sırada içerisi dolmaya başlamıştı ve Ilgın bir kızı göstererek elbisesi çok güzelmiş dedi, hepimiz de onayladık.(Şimdi ne alaka diyeceksiniz ama birazdan anlaşılıcak.) Sonra -kahvaltı edeli 1 saat olmasına rağmen- acıktık ve daha hiç sıra yokken hot dog yedik. Ama içecek standları hakkında aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bizi 3 farklı yer birbirine yönlendirdi o sıcağın altında.

Her neyse, sonra sahneye Baba Zula çıktı. Her üyenin kafası ayrı iyi olduğu için baya eğlendirici görüntüler ortaya çıktı. (Mesela saz çalan adam bir ara sahnenin yanındaki parmaklıkların arasından aşağı indi.) Gittikçe güneş batarken Türk gruplardan en son İlhan Erşahin's İstanbul Sessions vardı. Öncekiler kadar eğlenceli olmasa da gayet güzel müzikleri vardı ve Molotov Jukebox'dan önce bizi sakinleştirdi.

Sonra beklenen an geldi! Biz yerimizde çökmüş Molotov Jukebox'ın sahneye çıkmasını beklerken o elbisesini beğendiğimiz kız sahneye çıktı. O anda jeton düştü. O kız Natalia Tena'ymış; yani Game of Thrones'daki Osha, Harry Potter'daki Tonks ve Molotov Jukebox'ın solisti! Bu şekilde Natalia'sı, aşırı tatlı kemancısı, cool basçısı, ton ton trompetçisi ve şirin bateristi ile Molotov Jukebox çalmaya başladı! O kadar canayakınlardı ki soundchecklerini kendileri yaptılar. Biz hoplarken zıplarken kadının polaroid'unu çekiyim dedim ve çekerken kadın poz verdi! Sonra ben el sallayınca da el salladı! Bana göre festivalin en güzeli olan bu konser bittikten sonra bütün grup üyeleri gitti. Sonra baterist bir şey almak için sahneye geri çıktı ve hepimiz bir ağızdan "Throw your drumsticks! DRUMSTIIIIICKSSSSS!" diye bağırdık. Herhalde daha önce sorulmadığındandır, adam önce anlamadı.

Sonra anladı ve: o üstü yeşil sarılı baget havada uça uça elime düştü! MOLOTOV'UN BAGETINI KAPTIM fjdsfghj!!!

Gerçekten mükemmel olan bu andan sonra hepimiz yorulmuştuk. Yine olduğumuz yere çöktük.

Sonra gecenin son iki grubundan Kings of Convenience çıktı. Çok tatlı olmaları ve seslerinin çok güzel olmasına rağmen sarışın olan bir naz yaptı anlatamam. Şarkıların arasında sürekli "Konuşmak için gelenler öbür sahnelere gitsin" tadında şeyler söyledi. Ya biz para verip gelmişiz, senin slow müziğinde ister zeybek oynarız ister dedikodu yaparız sanane? Bir kere iki kere de değil 5-6 kere söyledi bunu. Sonrasında şirin danslar yaparak telafi etmeye çalıştı ama ben sempatimi çoktan kaybetmiştim. Yine de Kings of Convenience müzik açısından bakarsak gayet iyiydi.

En son grup olarak DeVotchka vardı. O zamana kadar 6-7 kişi olan grubumuz 3 kişiye düşmüştü. (E tabi yoruldu herkes.) Sonrasında grup üyeleri sahneye çıktı, bir şişe şarap sahnede yere konuldu ve Rus magandası kılıklı George Clooney'nin iki kere yandan yemişi antipatik solistinde çıkmasıyla konser başladı. Grubun müziğinin gayet iyi olmasına rağmen 2'den beri konser dinliyor olduğumuz için dışa vuracak bir enerji kalmamıştı. Ama gitar çalan "emekli matematik öğretmeni" kılıklı adam ya da bizim ona verdiğimiz isimle a.k.a. "Şencan" ve mükemmel keman çalan adam bizi gayet eğlendirdi. Konserin bitmesine yakın solist amcamız yerde duran şarap şişesini aldı ve mantarını seyircilere doğru fırlattı. Mantar gözümüzün önünde Berrak'ın önünden sahne ve izlenen yerin arasına düştü. Biz güvenlikten gayet masumca vermesini istedik ama o mantarı yerden aldı, bize verir gibi yaptı ve cebine attı :((

Genel olarak çok güzel geçti Babylon Soundgarden 2013.

Ama son bir ricam var, ya fotoğrafçı diye geçinen gri bileklikli tipler gelecek konserlerde bütün konser boyunca önümüzü kapamasınlar ya da ben de onlardan biri oliyim?



Mina

No comments:

Post a Comment