Wednesday, 21 January 2015

daisy

and if you don't like me
as i do you
i understand
because who would really choose a daisy
in a field of roses?

julie martinez

muz

fosforlu çubuk tarçınlar ve köpek tasmaları geçer önce yanından. sen henüz turuncu armutlara mı yoksa mavi muzlara mı dahil olduğunu anlamadan gece olur birden. solundan gelen denizin sesi adımlarını sessizleştirir. gözlerini kamaştıran ayın parlak ışığının altında ise herkes aynıdır aslında. ve belki şu materyalist dünyada ilk ve son kez o an gerçekten önemli olan "iç güzellik"dir.

Tuesday, 20 January 2015

fincan

10 saniyelik deli cesareti istiyorum. istediğim her şeyi bağırıp her şeye yorum yapmak. belki o zaman bilinçaltımdaki psikonevrozlarım beni terk eder. insanların değerini asla kaybetmeden anlamıyorum. bir insanı kaybetmeden istemiyorum. sadece elde edemediğim şeyleri istiyorum ve sonra tabiki de tek başıma oturup tek başıma aynı benim gibi yalnız bir yazarın tek başına yazdığı bir kitabı okuyorum. acaba sayın minnie mouse da mickey mouse la tanıştığı anda anlamış mıydı ruh eşi olduğunu yoksa onun başka sıçanlar tarafından alınıp götürülmesini mi beklemişti bilinçaltı, minnie'ye onu gerçekten istediğini göstermek için. gözlerim papatya, kulaklarım çay fincanı oturmuş asla gerçekleştirmeyeceğim senaryoları hayal ediyorum ve sonra "ya gerçekleşirse?" diye korkuyorum. çünkü biliyorum ki şu hayatta tek istediğim elimdekiyle mutlu olmaktır. daha fazlasını aramamak, ararken onu kırmamak. bunun baskısının yavaş yavaş beynimin üstüne oturmasını hissediyorum, o çok sevdiğim papatyaları gözlerimden çıkarıyorum ve kulaklarımı gerçekliğe açıp asıl korktuğum şeyi fark ediyorum: "peki ya gerçekleşmezse?"