Sunday, 19 April 2015

Kabul ediyorum ki çok rasyonel bir insan değilim. Beynimle değil kalbimle düşünürüm. Sonucunu tartmadan o an ne hissediyorsam söylerim. Duygular birer renktir benim için. Karakterimse rengarenk. İnanırım ki hayatımıza giren her insan için bu renklerle yeni bir karakter oluştururuz. Gerekirse gök mavisi kaplar bütün dünyayı, ve gerekirse her yer mor olur. Düşündüğün her an yeni bir turuncu ışık. Benim aksime o karakteri o kadar iyi şekillendirir ki bazı insanlar, kim olduklarını unutup karaktere kapılıp gerçekliğini sorgularsın. Ve çoğu zamanda kapıldığın bu karakter küçükken yaptığın lego tepeleri kadar yalandır. Bir anda kimya dersi tadında farklı kimyasallar girer. Renkler ayrılır. Tek mor saçındadır. Beyaz, yeni bir kağıt alıp tekrar renklendirmeye çalışırsın ama elindeki fırça bile duygusuzluğu hisser ve bas gitar telleri keser elini, ama asla acıtmaz. Ve fakat sonra fark edersin ki, lego tepeleri yıkılmış, o karakter ise çoktan ölmüştür. Belki de hiç var olmamıştır. Sonuç olarak sen hala mavisindir, yanakların mor ve gözlerin papatya.

Dünya ise bütün bu renk cümbüşüne rağmen siyah beyaz.

No comments:

Post a Comment