Thursday, 16 July 2015

sokak

Gözlerim boşluğa, kalbim ise masadaki çaya bakarken geldi. Karşımdaki kıvırcığın normalde taş olan duygularını saniyelik dürtülerle harekete geçiren bu bir çift pis gözün bu kadar güçlü olmasını sağlayan şey neydi hala anlam veremiyorum. Gözlerinin altında kurumuş bir ırmak gibi tuzlu göz yaşlarının izi varken baktı bize ve boğulduk o yeşillikte. Kim bilir, belki başkası sahip olsa beni hiç beklemediğim yerlere bile götürebilirdi bu bir çift orman yansıması. Beni hep gökyüzünün etkilediğini söylediğim bir başka anda geldi. Mavi yerine bana yeşili gösterdi. Mutluluğunun baloncukları etrafında dönerken saçlarının kızıllığı ise içimizi yaktı. Duyguları merdivenmiş onun. İki kat çıkmış bizden önce. Hep indirmişler onu o güzel saçlarından tutup. Şimdi ise her baloncukta üç kat daha ilerliyordu. İlerlemeli o güzel gözler. İlerleyemeyenler için de ilerle. Benim için de ilerle. Bir baloncuk da benim için üfle.

No comments:

Post a Comment